Ahlak Gelişimi

İyi veya kötü, doğru veya yanlış olarak nitelendiren davranışların hepsi birden ahlakı oluşturur. Her kültürün kendine özgü ahlakı davranışları vardır.

Her insan, küçük yaşlardan itibaren, içinde büyüdüğü kültürün ahlak ilkelerine göre kötü ve yanlış sayılan davranışları yapmamayı, iyi ve doğru sayılan davranışları da yapmayı öğrenir.

Çocuğa ilk eğitim verecek kişi annesi ve yakın çevresidir. Bu nedenle çocuk, içinde bulunduğu ailenin ahlak çerçevesi içinde yetişecek ve ailesinin, dolayısıyla ait
olduğu toplumun ahlak kurallarını benimseyecektir.

Erken çocukluk döneminde çocukların bilişsel gelişimi, kuralları ve ahlak kurallarını anlamaya yeterli değildir. Bu nedenle onlarla kuralları soyut semboller hâlinde
sözcüklerle tartışmak yerine kuralları evde ve okulda birlikte uygulayarak, yaşayarak benimsetmek gerekir.

Kuralların nedenleri onların anlayabileceği şekilde eylemlerle ve somut yollarla açıklanmalıdır. Anne-babalar ve öğretmenler, her şeyden önce söylediklerini kendileri uygulayarak iyi birer model olmalıdırlar.

Birey dışarıda onu gözleyenler olmadığı zamanlarda bile kendi kendisinin denetleyicisi olarak o toplumun ahlak kurallarına uyar. Ahlak gelişiminin kişilik gelişimi ile sıkı ilişki içinde olduğu söylenebilir. Ama ne amaçla ve kurallara neden uymak zorunda olduklarını anlayamazlar.

 

Çocukların Ahlak Gelişimini Desteklemeye Yönelik Öneriler:

Öneri 1: Anne, baba ve çevresindeki diğer kişiler, söylediklerini kendileri de uygulayarak iyi birer model olmalıdır. 

Öneri 2: Bazı kurallar içselleşene kadar yetişkinlerin de desteğiyle sıklıkla tekrarlanmalı. Örneğin; yemekten önce el yıkama kuralı. Yemekten önce el yıkamak gerektiği, el yıkanmadığı zaman hasta olunabileceği çocuğa resimlerle, videolar izletilerek ve drama etkinlikleri yoluyla öğretilebilir. Böylece çocuğun, kuralı nedenleriyle kazanması sağlanır.

Öneri 3: Evde yemek saatinde masaların hazırlanması, toplanması; okulda ise kitapların düzenlenmesi gibi konularda çocuklara sorululuk verilebilir.

Öneri 4: Çocuklar doğaya düşkündürler, bu nedenle hayvanlar dünyası ve ağaçların
dili kullanılarak kuşlara yem verme, bitkileri sulama gibi etkinliklerle canlılara
merhamet gösterme, saygı duyma, dayanışma gibi davranışlar öğretilebilir.